10 Mayıs 2025
Ölüm İle Yaşam Arasında Yolculuk: Mutluluğun Aranışı
Her otorite konumunu korkularla belirler. İnsanın hayatını mahveder, onları korku ile gütmek. Karşındakinin yüzüne bakamazsın, tek gördüğün o eller olur. Düzen, tekerleme bozulunca ve bilmeyip, anlamadığı bir şeyle karşılaşınca insan ne yapacağını bilemez ve korkuya kapılır. Yalnız kalmak ister. Ancak korku dengeyi sağlama açısından, diğer duygulardan daha çok belirgindir. Çünkü, monoton hayatımızdaki otonom hareketler ani bir refleks ile duruverir, korku hissedilir hissedilmez, ama mutsuz biri işine ve otonom hareketlerine devam edebilecek bir halde olur genelde. Tıpkı sevgi, hüzün vb. birçok duygu da olduğu gibi bir sürü farklı tarafı vardır korkmanın. Korku, bana göre, intiharın an yaygın sebeplerinden biri olabilir. Çünkü, yarına olan korku mahveder insanı, yarının ölmeyeceğinin garantisi vardır ve bizim yoktur, bundan korkarız, "Yarında mı? Yine mi? Ah, şu göz bir daha açılmasa" denilir hep.
Ama asıl olması gereken "Yarının" ölmeyeceği için umut beslemek, insanın ne ahmak olduğu buradan bellidir zaten, ölmeyen birini daha göremeden bırakıyor. Her şeyi değiştirmek için bir umut var hala, yarından korkarak ve dünden pişman olarak geçmez bir ömür, evet yıllar geçti ama hala umut var bir dala tutunulacak. Hala vakit var, sonuçta yarın bir yere kaçmıyor, yarın ne zaman ölmüşte bırakmış bizi?
Mutlu olmaya çabalamak, en anlamsız zorlamadır. Bir insanı mutlu eden nedir diye bakındığınız da, karşılaşacağınız; sevilenler ile vakit geçirme, ruh halini yükseltip kişisel vakit ayırma, gelişim, sağlığa önem, minnettarlık, yeni deneyimler, yardım, kabullenip şükretme vb. eylemler, özellikle insan ilişkileri gibi birçok şey olur. Ve çoğu insan kendi gelişimi ile kendi hayatının maddî ve manevî kavramlara yüklediği anlamların sahibi olarak "Ebedî Mutluluk" denen şeye erişebileceğini düşünür. Lakin insanı, insan yapan diğer şeylerden biri ise insanın içinde "Ebedî Mutluluk" diye bir şeyin olmamasıdır, bunun sebebi insan aykırıdır ve düzene karşı çıkar; kimi zaman bencilliğinden, kimi zaman yalnızlığa kapanmasından, kimi zaman daha birçok sebepten dolayı olmaktadır bu. Ve her mutluluğun bir sonu vardır, bu sonu insan geç görür. Bu hayattan memnun muyuz?
Ben cevabımı vereyim: Emin değilim, yolunda olan o kadar şey varken, ben yine de mutsuz olabiliyorum. İnsana asıl mutluluğu veren, değerlerdir. Değerler, genel olarak insanı mutluluğa götürür; bazen herhangi bi' değer bizi mutlu, nefret dolu ya da üzgün yapabilir. Bu değerleri bilmekte var tabii, insanların her biri bir değerdir, paylaşmak iyi gelir insana. İnsanın mutluluğu, onun anlamlılığına ve değer sahipliğini bilmesine bağlıdır. Ve ne yaparsam yapayım, benim için, bu hayat anlamsız, değerlerse deliliğe götüren bi' kavram oldu.
Anlamı insan kendi kurar, kendi bulur, kendisi inşa eder; bazılarıysa bulamaz, kuramaz, inşa edemez. Bu bazen acı dolu, bazense, "yaşasın" dedirten anlamsız bir hayat verir insana. Bu noktada değerlerine sığınır insan, çünkü ona anlam veren ve kalan son şeydir değerler. Bu değerlerden memnuniyet duyulmadığında, huzursuzluğun hapsine gireriz. Şimdi sorduğum soruyu tekrar düşünün, net değil hâlâ, değil mi? Orhan Veli'nin "Yaşamak" adlı şiirinde dediği gibi:
Biliyorum, kolay değil yaşamak;
Ama işte
Bir ölünün yatağı hâlâ sıcak,
Birinin saati işliyor kolunda.
Yaşamak kolay değil ya kardeşler,
Ölmek de değil;
Kolay değil bu dünyadan ayrılmak
Ölmek ne kadar zorsa, bi' o kadarda basittir. Yaşamaksa komplike bir kavramdır. Yaşamak kargaşa ve fırtına doludur. Mutluluk da öyle, doğduğumuz zaman mutlu muyduk? Ölmeden önceki dakikalarda, mutlu olacak mıyız?